DEMET DEMİRKAYA – NEW YORK –POSTA212

Güzeller güzeli bir kız… Adı Refika… Adatepe köyünün güzel kızı… Ege Denizi’nin doğu kıyısında Edremit’in kuzey ucunda, İlyada Destanı’nda Gargaros olarak anılan bölgede, dağ eteklerinde tüm Edremit Körfezi’nin eşsiz manzarasına hakim bir eski köyde yaşayan billur sesli bir köy kızı…

O şarkı söylediğinde herkesin susup sesinin ve güzelliğinin etkisine kapıldığı düğünlerin vazgeçilmez konuğu. Köyün geçim kaynağı zeytincilik. Zeytinler olgunlaşıp da toplama zamanı gelince tüm köy halkı hep beraber toplarlarmış mahsulü.Kendi zeytinlerini topladıktan sonra diğerlerine yardıma koşar, hem zeytin toplar hem de sesiyle türküler söyler o meşakkatli işi sesiyle şenlendirirmiş..!

GÖNLÜ ALİ’YE DÜŞTÜ

Zaman 1.Dünya Harbi’nden önceki yıllar… Ve o yıllarda ona hayran köyün delikanlıları gelenekler görenekler gereği açılamamışlar bu güzelliğe… Biraz da cesaret edememişler belki de… Ama Refika’nın gönlünde muhacir Ali yatarmış… Yiğitliğiyle tanınan yavuz delikanlı Ali’nın de gönlü Refika’da. Ondan başkasını görmezmiş gözü. Zeytin karası gözlerine vurulduğu kızı işte o tepelerde,Adatepe’nin tüm Ege’ye selam eden yamaçlarında sevmiş Ali… Bu aşkı yaşamaya başlamışlar. Evlilik hayalleri ile süsledikleri aşk Ali’den başka kimseye şarkı söylemeyecek olmasına söz vermiş olan Refika’nın birgün bir başka erkeğin de hayranlığına maruz kaldığını öğrenmesiyle zorlaşmış. Bu evli ve çocuklu erkek zaman zaman Refika’nın yollarına çıkar, etrafında çok gezer dolanır olmuş. Bilir anlar ama bilmemezlikten, anlamamazlıktan gelirmiş Refika. Kendi için çılgınca atan bu kalbe ilgi duymazmış hiç. Onun için varsa yoksa Ali’si…


Birgün yine takmış sepetini koluna tutmuş zeytinliğin yolunu. Sevgilisinin, muhacir Ali’nin soluklandığı kahvenin yoluna düşmüş… Kahvenin önüne gelince önce bir gözleri aramış Ali’yi orada. Niyeyse göremeyince tarifsiz bir korkuya kapılmış aniden. Ve o sırada yakınlardan gelen 3 el silah sesiyle içi yanmış birden… Herkes sesin geldiği yöne koşmuş. Yerde uzanan bedenin etrafını sarmış uğultular ve Refika kalabalığın içinden geçip baktığında yerde yatanın Ali olmamasına sevinmiş sevinmesine ama umutları ve hayatı yitip giden evli hayranına mı üzülsün yoksa bir daha asla kavuşamayacağı Ali’sine mi..!

İÇİNE KAPANMIŞ

Jandarmalar geldiğinde tüm köylü sus olmuş, vermemişler muhacir Ali’nin adını. Ve Ali’yi de o günden sonra gören olmamış bir daha. Refika içine kapanmış, ne sesi ne neşesi kalmış artık. Yüzünde tebessümü görmez olmuş köy halkı. Ağzından hep dökülen sözler, “Güzellik başa belâ bahtın güzel olmayınca” olmuş… Ali’nin aşkı yüreğinde alev alev o eski Refika gitmiş..! 1’inci Dünya Harbi ve Kurtuluş Savaşı derken Yunan işgali sırasında bir Rum yüzbaşı görmüş Refika’yı. Gönlünü kaptırmış o da. Ve savaş sonrasında Yunan terk ederken toprakları kafasına koymuş Refika’yı alıp gitmeyi ve öyle de yapmış.

Adatepe’den ayrılan Refika’nın ardından türküler yakılmış, özlemi sarmış yöreyi ama bir daha hiçbir ses çıkmamış ondan… Nerede, nasıl yaşar bilmemişler. Ama adının anılmadığı, sesinin özlenmediği bir tek gün geçmemiş Adatepe’de.

KÖYÜNE ZİYARET

Yıllar sonra,1940-50 yılları arası birgün köy meydanına elinde çantasıyla bir kadın gelmiş. Ağır adımlarla yaklaşmış ağaç altında oturan bir köylüye. Köylü onu zeytin gözlerinden tanımış. Yaşlanmış geçen yıllarda ama hâlâ çok güzelmiş. Eş dost sohbetleriyle birkaç gün geçirmiş Adatepe’de. Geçmişteki kötü olaylardan hiç konuşmamış,konuşturmamış. Çoluk çocuğa karışmış, Sakız Adası’nda yaşarmış bunca zamandır. Giderken bu sefer herkesle teker teker helalleşir gibi vedalaşmış Refika. Kimbilir belki de o görüşmenin köyündeki son görüşmesi olduğunu bildiği içinmiş.

6 sene önce Refikayı tanıyıp bilip gören son tanık da 94 yaşında vefat etmiş. Onu ve hikayesini merak edip araştıranlar inceleyip izine rastlamak isteyenler onu Sakız Adası’nda aramışlar. Ama Refika’yı kimse bilmiyor tanımıyormuş. Son tanık da vefat edince tanıyan bilen kalmamış.

YUNAN ADALARI’NDA ARANDI

Birgün Adatepe’ye, elinde eskiciden buluduğu fotoğrafla biri çıkagelmiş, Refikayı bulduğunu umut ederek. Öyle anlatılmıştı ki yıllardır, sanki herkes tanıyordu Refika’yı. Resimdeki kadının Refika olduğu bir gerçek mi yoksa onu özleyen hasretinde ve merakındaki köylünün içinden geçenler yüzünden kendilerini ikna etmiş olmalarından mı bilinmez fotoğrafa bakanlar gözyaşlarını tutamamışlar… Onun yaşadığı ve adada olduğu söylentisiyle yine düşmüş bu hikayenin meraklıları yollara ama fotoğraftaki kadının Yunanistan’ın ilk güzellik kraliçesi olduğunu öğrenmişler…

Kraliçe Refika’ya mı benzer, Refika mı kraliçeye… Ya da kraliçe Refika’nın kızı mıdır?… Bilinmez… Ama bilinen o ki Refika, Adatepe’nin bugünkü birçok zeytin ve zeytinyağı ürününde resimleri olan, bugünkü köylüsünün yerlisinin bilir tanırmış gibi anlattığı bir billur sesli iyilik kraliçesi….

ADATEPE….KÜÇÜKKUYU…..

Adatepe, Çanakkale il merkezine 105 kilometre, ilçesi olan Ayvacık’a ise 35 kilometre uzaklıkta. Edremit Körfezi İda Dağları yamacında, son sayıma göre de tüm nüfusu 427 kişi olan, sahilden karayolu ile 4 kilometre yukarıda, Zeus Altarı’nın bulunduğu tepenin ardında cam ve zeytin ağaçları ile çevrili bir tarih sığınağı.

Sahilden bakıldığında görülmez. Bu bölgedeki köyler korsan saldırılarından korunmak için tepelerde kurulmuş… Ancak diğer köyler sahilden görülebilir. Tehlike kalktıktan sonra sahilde yerleşimler başlamış. Adatepe’nin liman ve gümrük yeri olan Küçükkuyu gelişmiş, Adatepe’nin sahil kesimlerini de bünyesine katarak belediyesi olan bir belde haline gelmiş…

Taş yolları, eski Rum evleri ve zeytine verdiği değerle anılan Adatepe, yamaçlarından sahiline olduğu gibi zeytin ağaçlarıyla bezeli Kaz Dağları’nın eteklerinde bir oksijen çadırı. Onun dağ eteklerindeki konumuna Küçükkuyu eşlik ediyor denizi ve sahildeki koylarıyla.

Zeytin ağaçlarıyla bezeli köylerinin arkasına aldığı Kaz Dağları saklar biraz Küçükkuyu’yu… Belki de bugüne değin hâlâ el değmemiş koyları, billur suyu ve trend olmayarak koruduğu doğal güzelliğine borçludur bu çok keşfedilmemişliğini.

Ailemin, nerdeyse 45 senedir yazlarını geçirdiği Küçükkuyu’nun; Ağustos Böceği, denizi, denizinde kefali, sardalyesi, ahtapotu, ağlarıyla balıkçıları, onlara eşlik eden yunusları, sahilden olta atan küçük çocukları, yaşı ne olursa olsun her yere bisiklet tepesinde giden erişkenleri, höşmerimi, çay bahçeleri, eski Rum evleri, sabah içilen ada çayları, kekik kokulu eti, kahvaltılarından akşam yemeklerine değin sofradan eksik olmayan zeytin ve zeytinyağı, çamaşırdan ev temizliğine ve hijyen için kullanımına mis kokulu doğal zeytinyağlı sabunları, alabildiğine uzanan dağların eteklerindeki zeytin ağaçları ve işte bu yüzden dünyanın ikinci doğal oksijen çadırı ilan edilmiş havası çeker beni…

ZEYTİN AĞACI

Gılgamış Destanı’nda üç büyük semavi kutsal kitaplarda bahsi geçen “Büyük Tufan” da rivayete göre Nuh Peygamber, tufan biraz durulunca geminin güvertesinden beyaz bir güvercin uçurur. Bu beyaz güvercin bir müddet sonra gemiye ağzında bir zeytin dalıyla döner. Böylece Nuh Peygamber tufanın sona erdiğini ve suların çekildiğini anlar. Bu nedenle ağzında zeytin dalıyla beyaz güvercin çağlar boyunca barışın simgesi olarak bilinir. Zeytinyağı ise mitolojide sıvı altın olarak geçer.

Zeytin yaprağı, oleuropein asit adlı sayısız virüse, bakteri ve mantara karşı etkin mikrop kırıcı bir madde içeriyor. Immüne sisteminden mideye, tansiyona, sinuzite, kalbe vs. sayısız hastalığa iyi geldiği bilinen zeytin, yaprağıyla bile harikalar yaratan bir bitki… Peki nasıl toplanır bu zeytin… Hangi sıklıkta ürün verir? Meşakkatını kimler çeker?


YOK YILI VAR YILI

Ortalama 4-10 metre boya sahip olan ağaç, bir sene az bir sene çok ürün verir… Halk dilinde bir sene yok bir sene var senesi diye de adlandırılır. Nisan – Haziran ayları arasında çiçek verip, ağustosta olgunlaşmaya başlayan zeytin, kasım ayı başı gibi hasata hazır olur…  Ancak günümüzde erken hasat yapılmakta ve zeytin toplanmaya eylül sonunda başlanmaktadır.

Hasat, mart ayına kadar sürebilmektedir. Ancak ocak ayından önce bitirildiği taktirde alınan verim daha yüksek olur…


Yetişkin bir ağaç 100 kilogramın üzerinde zeytin verebilmekteymis. Ancak 4-5 kilo zeytinden 1 kilo yağ elde ediliyormuş… Zeytin toplamaya gelince yaygın olan 2 şekil varmış… Elle toplama ve silkme…

Elle toplama genellikle çok zahmetli bir o kadar da kaliteli zeytin elde etme şekli…

Silkme ise, dala sırıkla vurma, dalı elle silkme ve dalı tarama şeklinde yapılıyor…

Ülkemizde İtalya ve İspanya da uygulanan makine ile silkme yapılamamaktaymış. Çünkü bizim arazilerimiz genellikle eğimli ve ağaçlarımız çok kalın gövdeli olduğundan silkme imkansızmış…

Toplama konusunda bu bilgileri bana Küçükkuyu yöresinde kendi arazisinde senelerdir bu meşakkatli işi, zeytinciliği yapan ve çiftçiliği kendine babadan kalma yadigâr meslek sayan zeytinci Hikmet teyzem veriyor. Kendisi senelerdir kapı komşumuz bizim yazlık bellediğimiz Küçükkuyu’da… Yaşı 80’lerinde… Oğullarını bu şekilde okutmuş büyük şehirlerde… Biri bankacı diğeri iktisatçı… Ama o iktisatçı olanı baba mesleğine dönmüş, hem zeytinci hem de artık sebze tarlaları ekip biçiyor.

ZEYTİN GEÇİM KAYNAĞI

Geçim kaynağı zeytincilik tüm bu yörede… Kızlar oğlanlar böyle evlendiriliyor… Adatepe’de sıcağın alnında Zeus tapınağına atlarıyla yolcu taşıyan Ali abi 4 daire yapmış böyle… Diyor ki, “Bizim yörede her bir çocuğa daire yapmak lazım evlendirirken… Öyle taşsız taraksız evlendirilmez erkek evlat..! Benim 2 tarlam var. Ondan da elde ettiğim 4 ton zeytin bana seneler içinde 4 evlat evlendirtti… O iki tarlayı da ben ölünce onlar devam edecekler…”

“Zeytin yaşamımızın bir parçası” diyor yaz aylarında da boş oturamayıp atlarıyla yolcu taşıyarak üç-beş kuruş artı gelir sağlayan Ali abi..

Zeytinyağı Üreticisi

Hüseyin Meral

Zeytinyağ ve Sanat Evi..

Estetik uzmanı Asuman Meral Akay ile tanışmam Adatepe’ye her sene Zeus tapınağını ziyaret etmemizle sebebiyle bundan 4 yıl önce gerçekleşti… 2000 yılından beri burada yaşıyor. Kendisi ve hayat arkadaşı Hüseyin Meral ile beraber yayla zeytinini yöre halkından alarak işliyor ve yöredeki diğer zeytin ve zeytinyağı işleyicilerinden daha uzun süren ve üstelikte daha az ürün alınan soğuk press yöntemiyle zeytinyağı üretiyorlar. Yani kontini sistem denilen 2000 devir hızla dönen çekiçlerle ezilen ve sıcak suyla yıkanarak yumuşatılan zeytin işleme yerine uyguladıkları bu sistemle zeytinyağlarındaki mineral ve vitaminleri koruduklarını söylüyor Asuman hanım ve “Karasu ile yağ ayrıştırmada ayrılıyoruz diğer kontini sistemlerle” diye de ekliyor… “Su çözümlü olmayan oleik asit zeytinin içindedir. Atılmazsa vücutta kilo yapar” diyerek sanılanın aksine zeytinyağı kilo yapmaz savını da bu şekilde çürütüyor Asuman hanım. “Atılabilirlik için ise oleropain denilen ve antibiotic olarak da kullanılan mineral lazımdır. Bu da zeytinde mevcut. İşte biz bizim yöntemimizle bu değerleri muhafaza ediyoruz” diyor.

EDREMİT KÖRFEZİ’NİN YIKIMI!

Zeytini toplamada yöredeki köylerden işçiler tutuluyor. Her sene hem tarla sahipleri hem de çalıştırdıkları işçiler dağ taş demeden tepelerde eşek ve at sırtlarında, soğuğa aldırış etmeden şişen parmaklarına nasır bağlayan ellerine aldırmaksızın geçim kaynakları olan ve Türkiyenin en güzel en değerli yağını üreten Ege Bölgesi’nin incisi Küçükkuyu, Adatepe, Ayvacık ve Altınoluk yörelerini tamamıyla içine alan Edremit Körfezi’nde zeytincilik yapıyorlar… Tüm yöreyi kaplayan Kaz Dağları’nı sırtına alan bu muhteşem havasıyla meşhur yörenin insanları hükümet tarafından alınmış son kararlardan oldukça rahatsız.

ZEYTİNİN İDAM FERMANI

Önerge halinde olan ve ne olacağı belli olmayan yeni yasa tasarılarıyla, asırlara uzanan farklı kültürlere hizmet vermiş bu doğa harikası bölgenin geleceği için… Zeytin için… Zeytin ağacı için elele sessiz bir savaş veriyor Edremit Körfezi… Küçükkuyu Limanı’nda Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Derneği gönüllüsü Filiz Aydın’ın haftalar süren imza toplamasına katılım, yöreye gelen yerli ve yabancı turistler tarafından da ilgi çekiyor. İmza vermeden geçen yok. Zeytincilik kanununu değiştiren yasa tasarısı geri çekilsin diye… Tarlalar, maden, enerji, HES, RES ve yol gerekçesi ile çiftçilerin ellerinden alınmasın diye… Çiftçi esnaf daha da yoksullaşmasın diye… Doğaya eziyet edilmesin artık diye… Yeşil korunsun… ‘Zeytin Ağacı’ korunsun diye tüm savaş…

Yeni yasa değişikliğinde neler var?

* 25 dönümden küçük zeytinlikler zeytinlik statüsünden çıkarılacak.

* Tüm zeytinlik alanlar her türlü madencilik, HES, RES, yol projelerine açılacak.

* Zeytin ağacıyla ilgili tüm geleceğe yönelik kararlar, “Zeytin Koruma Kurulu” adı altında valinin başkanlığında, 7’si kamu görevlilerinden oluşan 9 kişilik bir komisyon tarafından alınacak.

* Uluslararası anlaşmalar gereği yapılacak enerji yatırımları söz konusu olduğunda zeytinlikler hiçbir kısıtlamaya tabi olmaksızın inşaat faaliyetlerine açılacak.

Zeytinlik alanların korunması amacını taşıyan 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılattırılması Hakkında Kanun’a göre, zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamıyor.

Ancak, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nca hazırlanan ve TBMM’ye sunulan, “Elektrik Piyasası Kanunu ile Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılattırılması Hakkında Kanun’da Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” ile zeytinlik alanlarda yapılaşmanın önü açılıyor.

Kısaca bu yasa tasarısı “Zeytin Ağacının İdam Fermanı”…

İşte bu farklı meslek gruplarından gelip de zeytinde birleşen insanlar, doğayı katledecek, yaşamı ve asırlardır süregelen bir geleneği bitirecek, geçimi engeleyerek tarlaları sanayi alanına çevirerek görüntü ve hava kirliligine sebep olacak bu yasa tasarısını protesto ediyorlar haftalardır. Seslerini duyamıyoruz ama oradalar… İzin verildigimiz kadarını biliyor okuyoruz belki de… Bu yüzden birebir görüstüğüm köylüsü çiftiçisi üreticisiyle, efsaneleri hikayeleriyle, tertemiz havasında oksijen çadırında gibi denizine olduğu kadar zeytin ağacına da hayran olduğum Edremit Körfez’i çıkan yasa tasarısına ‘Hayır’ diyor… Ben de… Ya siz?

Demet DEMİRKAYA

POSTA212/2014

BU YAZI 2014 YILINDA POSTA212 GAZETESİNDE YAYINLANMIŞ OLUP O TARİHLERDEKİ GÜNDEMİN KONUSUDUR.SONRASINDAKİ RÖPORTAJDAKİ KİŞİSEL BİLGİLERDEKİ DEĞİŞİKLİĞİ VEYA KANUN TASARILARINDAKİ DEĞİŞİKLİKLERİ İÇERMEMEKTEDİR.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
You need to agree with the terms to proceed

Menü