Emekleyerek başladığımız yaşam sürecine, ilki ! yürüyebilmek için dik durmaya çalışırız… İlkesi ! sağa-sola bükülmeden, omurgalı bir dik duruş bu…Kendimize saygı duruşumuz… Sahip olduğumuz erdemleri ne kadar koruyabiliriz? Bir yıl, beş yıl, on yıl mı? Keşke ömür boyunca koruyabilseydik…

İçimiz de bahis oyununa döndü…Değerleri olan biri, bu haliyle “ kendi” olarak ne kadar kalabilir? Çok uzak değil, etrafımıza şöyle bir bakalım…İşte ! Şan şöhret, statü, paranın sıcak atmosferinde buz gibi eriyen biri daha…Bahis sonlandı…Bır kere de kazanmasaydık ! Kazancımız kaybettiğimizin içinde! Beklenen sonuç kaybedilenlerin ağırlığı altında…Diyebilseydik doksan derece dik bir açıyla göğe doğru yükselen dev bir çınar ağacı…Esniyor ama eğilmiyor… Meyva verenlerin başı önünde…

 

 

Bir de kazanacaklarının ağırlığıyla dik duramayanlar… Peki sen dik durmaya çalıştıkça, seni eğmek için sırtına binmeye çalışanlar… Bir duruşun varsa, senin sağında ve solunda bulunanlar olacaktır.Bir duruşun yoksa, herkes senin yanında , sen herkesin yanındasındır. Dik durmanın sınırlarının zorlandığı, kumdan kale gibi yıkıldığımız,en zayıf halka olduğumuz o anlara ne demeli…Enkaz olduğumuz o anlar… Bir bina yıkıldığında en yakınındaki çiçek, yaprak,ağaç toz toprak içindedir…

Tıpkı bizlerin yaşadığı yıkım gibidir bu görüntü…Hislerimiz geçmiş ve geleceği harmanlayarak dev bir ekran çıkarır karşımıza…Toz bulutu örtünün altında belki dışarıyı değil ama içimizdeki beni görürüz. Tüm ışıklar yandığında bazen gözümüz kamaşır hiçbir şey göremeyebiliriz…

Tek bir alana spot ışığının yansıtılması da ayrı bir görüntüdedir .Olduğumuz yere çökmek, ayağa kalkmak ya da koşmak…Tek bir hamleye bakar…Kendimizi görmek istediğimiz yer neresi sorusunun cevabına…Ne Polyannacılık…Ne melankoli… Bardağın hem yarısı boş…hem yarısı dolu…

Bütün bu deneyimler ışıgında, zaman; üzerimizdeki bu toz-toprağı silkeleyip, solma günümüz gelene kadar tüm canlılığımızla yeşilliğimizi yaşama zamanıdır… Gökkuşağı, ışığın yansıttığı tüm renkler içimizde…Ama çıkarımlar farklı, kişilere özgü… Savaşçı, mücadeleci olanlarımız için ok misali bizi uzağa fırlatacak, dipteki yayı görmemiz gerekiyor, irade ve alışkanlığa bağlı olarak fırlatıldığımız yere geri dönmek de var… Bumerang, kısır döngü…

Sahi ya, eğilmeden ne kadar durabiliriz? Durdurabildik mi gidişatı…

Durabildik mi?

SONGÜL YILDIZ

Çizim: Cihangir YILDIZ

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
You need to agree with the terms to proceed

Menü