Parayı çıkarıp aldığımda kendilerinden geriye çok az şey kalan arkadaşlarımdan, şeklen yaşayan imaj meraklısı marka takıntılı titreye endeksli hırsı hıncı haseti ile içindeki fırtınayı bana dostluk diye yaftalayan insanlardan kopmuştum.Yoktu bir ortak paydamız beslenmiyordu büyümüyordu bir ‘evcil’ düşüncemiz!
İnsana yakıştıramadığım yabani düşüncelerini ehlileştiremiyordum.!Ağzından dökülenlerle tezat uygulamadaki kelimeleri benim naifliğimle aynı cümlede kullanılamıyordu.Sıfatlar çoktu onlarda öznelerine ‘çok’ yapışıktı !Alabora olmuştu benlik gemim!
Yapım ekimi alıp benden yeni bir ben yaratmaya gittim.Garip(se) diler beni keşfe çıkıyorum dediğimde.Anlamadılar bu seçimimi. Seç(im) lerden ibaret oysa hayatlarımız .Suyun yönü dahil akışına bırakmak için bile nerede ıslanayım diye düşünüyor önceden insan paçaları sıvarken!
Kendimle bu derece derin bir muhabbetim olmamıştı!
Muhabbetle iştigal sırasında çokça suyu seyrederken buldum kendimi lombozdan. .sintilerimi bırakırken bir yandan!
Mesela..
Mutsuzluk öğretiyor hayatı.Çabuk öğretiyor!
Mutlu evlerde büyüyen arkadaşlarımın  kıldan ince sorunları çok bilinmezli bir denklem gibi çözmeye uğraşıp yorgun bitap hayat yolunda topalladıklarını gördüğümde farkettim .Bir mukayese yapılamaz tercih de elbet.Eminim herkesin gelişiminin olgunluğunun, farkındalığının doğru bir zamanı var ve o zaman geldiğinde hiç bir engel tanımıyor.Olan oluyor.Eskisi gibi kalınamıyor.İşte kimileri bu yolculuğa daha erken çıkıyor diğerinden.Daha şansli olmak diye bir sey yok yani!
Travmalar bozuyor psikolojiyi derdim bu arada .Zamanla değişti bu keskin fikrim.Zira travma tanımı öyle bir çerçevenin içine sığdırılamıyormuş.Öyle uçsuz bucaksız ki o tanım.Üstelik öyle de yaygın kullanımda ki travma uğramadığı durak yok insanoğlunun ömründe.
Kimini o hiç bırakmıyor kimi ona tutunup arkadan sarkarak yol alıyor kimi bir acıyı bastırmaya yeni bir acı arayışında aşina bu eski dosta sığınıyor ama illa herkesin hayatına girip çıkıyor.Kimini evet bozuyor ruhunu hasta ediyor ama kimine de tuhaf bir bilmişlikle ekliyor büyütüyor olgunlaştırıyor.Acının pişirdiği et gibi yanmadan ateşte o acıyla tatlanıp belki de biraz da asıl o acının tadını alıyor kimileri.
Sonra..
Başkalarının en çok da değer verdiğim sevdiklerimin gözündeki ben içimdeki aynadan çok farklıymış farkedince patlıyor o ayna.Cam kırıkları içimde.Yaralarımdan memnunum fakat.Hücrelerim parçalandıkça yenileniyorum çoğalıyor büyüyorum çünkü.
Kendi kıtamın kaşifi olduğumda var sandığım yok’larım yok sandığım var’larım ile yer değiştiriyor .
Saçım bile kahve değil bence bildiğin kumralım ben!Gözümün feri rengine yansımış da ondan mı yeşil onu da bilmiyorum mesela.Ama yeşil yeşil bakıyorum!Huzur yer mi değiştirdi hırçınla!
Böyle seyir halindeyken usul usul bir limana yaklaşıyorum.Kendimden uzağa çok yol almışım şimdi bu limana girerken anlıyorum .Arkamdaki suya bakarak ve akışın tersine çektiğim küreklerden yorgun saçımı havalandıran bir küçük meltem eşliğinde güzel bir yere demirliyorum.
Burada yekesiz burada varagelesiz..tek başınalıkla yalnızlığın ayrımını öğreniyorum.
Demet Demirkaya /2023

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
You need to agree with the terms to proceed

Menü