Ağzının içindeki iyinin kalbinin içindeki kötüyü saklayacağını sananlardandı.Donuk ifadeli mimiksiz biriydi.Mimikler kırışıklık yapardı gülmekten bile imtina ederdi bu yüzden .
Genç gözükmek genç kalmak yaşını göstermemek hayattaki ilk başlıca hedefiydi.
İyi bir dinleyici sanırdı onunla vakit geçiren.Duymadığını anlayana dek.Kimsenin derdini yüklenmezdi.Ama onlardan beslenirdi.Başkasının hayatındaki olumsuzluklardan nemalanırdı .Kendini iyi hissedebilmesinin başlıca kaynağı buydu.
İkinci hedefiydi statü sahibi olmak.Getirisi ekonomik şartların hayaliyle her işe el atmaya çalışır çoğunda da başarısız olur ya da başarısız olacağını anladığı anda başka bir dala atlardı.
Statüyle gelen hayranlığa tutkundu.Saygıyı statüyle eş değer bilir akademik geçmişinin olmayışını çevresinde tuttuğu eğitimli kişilerin sözcük ve bilgi dağarcığından kopyaladığı bilgilerle kapatmaya çalışırdı.Bilgileri de iyileri gibi vitrindeydi .Göz alsın ilgi çeksin hayranlık uyandırsın isterdi bunlarla.
En yakınlarıyla bile cam bir duvar örmüştü arasına.Annesini babasını sevmeliydi.Bu öğretilmişti ona.Hissetmiyordu ama gerekliliğinin farkındaydı.
Gerçekten içinde hissedebildiği tek acı sadece kendine duyduğu acıma hissiydi.Ne kardeşlerine ne anne babasına üzülemiyordu.Onlara hissetmediği sevgiyi başkalarına da sunamazdı.Başka bir cana da.
Şefkat duygusundan o derece yoksundu ki bazen kendini kendi bile sorgulardı.Alabileceği cevaplardan kaçmaya yeniden maddesel dünyanın imkanları için savaşmaya verirdi kendini.
Hümanizm dilinden düşmezdi oysa.Etik olanı yaptığını göstermek için reklam yapardı.Takdire ,sırtının sıvazlanmasına ihtiyaç duyardı .Titreyle olur sandığı saygı için ömrünü harcıyor ama ne titreye ne de o arzuladığı saygıya ulaşamıyordu.
Becerememek yapamamak rencide eden kelimelerdi.Çünkü;
Yenilgi ve zaferden ibaretti hayat.Başarı başarısızlık.Zenginlik parasızlık.Bütün her şey bu döngüdeydi yaşamında.
Sevmeyi sevilmeyi bilmezdi.Ve sanki daha doğumunda karar verilmiş gibi bu duyguya hasret bir isim verilmişti.Onu da değiştirmişti.Sevgisizliğini kapatmak için bu dünyadaki amacının kariyer yapmak olduğunu savunur bunun da dayanağını Astrolojiye bağlardı. Amacına hizmet eden her anlayışa tutunurdu yani.Attığı her adımı planlı atardı. Organikliğini kaybetmişti hayatı.Sesi, vurguları hissizliğini ,ezberden sarfedilmiş cümleleri empatisizliğini saklayamazdı.
Değişim dilinden düşmezdi.Kendini bu dünyadaki tekamülünün somut olan şeylerle olacağına inandırmış duygularındaki bozukluğun ruhundaki eksikliklerin üzerine bu sözüm ona tekamül tül perdesini örtmüştü.Sadece başkalarından saklamaya değil kendinden de .
Sosyopatik bozukluk taşıdığına inandığım onun gibi insanların çoğaldığı yaşamlarımızda AI (Yapay Zeka) konuşuluyor ileri bir teknoloji gibi.Oysa bu ‘yapay insanlar’ aramızda yıllardır .
Popüler ortama uyum sağlamaktaki ve İNSAN ‘ı oynamaktaki ustalıkları yüzünden onları tanımakta zorluk çekiyoruz.
Ben kendime not aldım.
Arkadaştır dost değil.
Sevgilidir seven değil.
Kibardır samimi değil.
Sevecendir gerçek değil.
Aynada yansıması var diye ruhu da var sanmayın.
Demet Demirkaya

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
You need to agree with the terms to proceed

Menü