Üzerine gece yağmış bir köprünün
Demir parmaklıklarına tutunarak
Her yeni adımında
Bir öncekini sorgulayarak
Yürür gidersin pusuna gecenin
Aydınlığı arkana alıp
Ayağın toprağa bassın diye
Karanlığına sığınırsın
Ağacın, yere değen kuru dalın koynuna yatarsın
Seni ne bekler
Senden ne bekler
Düşünmeden
Umudu yeniye yükledim sanarak.. oysa
Eskinin ayak izinde
Kendine mi uzağa mı bilmeden
Bir yerlere varır gibi
Ve bir yerlerden kaçar gibi ..durursun!
Sen hep aynı gecenin
Koynunda sabahlarsın
Aydınlığına hasret bir deniz fenerinin
Düşünde aydınlanırsın
Güneşi görmeden sıcağına hasret
Çiçeksiz münferit bir ağacın
Koynunda sıcağı düşlersin
Uzaksın ama uzağa gidemezsin
Ararsın ama bulmak istemezsin
Ağacın kuru dalında
Gecenin koyu karanlığında..
Olduğun yerden olacağın yere
Yürüyüp gidemezsin
Ayazında tek mevsiminin
İçindeki kış çocuğu
Büyüsün istemezsin
Ayyan bir çaresizliği
Korkularınla sarıp sarmaladığın
Kışına ve gecene yoldaş
O çocuğun sırtına yüklersin
Anlayamazsın
Karanlığın içinde değil
İçindeki karanlığa tutsaksın
Anlayamazsin
Korkularınla değil
Çaresizliğinle muğlaksın
Anlayamazsın
Yıllar geçer günler geçmez döngünün
Aslında içinde
Sadece sen tekrarsın..
Demet Demirkaya

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
You need to agree with the terms to proceed

Menü